Yaşar Döngel: turizmde ders kitaplarına konu olacak bir kriz yaşandığını ileri sürdü…
Yaşar Döngel: turizmde ders kitaplarına konu olacak bir kriz yaşandığını ileri sürdü…
ICF Airports Yönetim Kurulu Üyesi Yaşar Döngel, Antalya’da kaybın durumuna ve atılması gereken adımlara dair bir turizm portalına ayrıntılarıyla anlattı…
Söz konusu açıklamalarda ilginç detaylar var…
Antalya Havalimanı’nda bu sene operasyonların geçtiğimiz yıla göre ne durumda olduğuna dair veriler paylaşan Döngel, haziran ayında günlük bazda yüzde 59’a varan kayıpları gördüklerini ifade etti. Döngel, ay ay yaşanan kayıpları şöyle özetledi:
‘’Mart sonu itibariyle yüzde 18 olan kayıp nisanda yüzde 39’a çıktı. Bu şu demek; makas gittikçe açılıyor. Mayıs’ta kayıp yüzde 52’lere çıktı. Haziran’da ise yüzde 59’u gösteriyor. Bunun 2 sebebi var: Birincisi, geçen sene Rus turist vardı, bu sene yok. Baz etkisinden ötürü bu makas açılıyor. İkincisi ise Avrupa’daki kayıp. İngiltere’de mayıs sonunda yüzde 20 kayba ulaştık, Hollanda’da ise 50 bin yolcu kaybımız var ve bunun tamamı mayıs ayında gerçekleşti.
Uçak sayılarına baktığımızda da yolcu azalmasıyla paralel bir durum görüyoruz: Yüzde 40 azalma. Aynı şekilde doluluk oranlarında da yüzde 10-15 civarında azalma var. Bu böyle devam ederse 4.5 milyon kaybı yalnızca Antalya’da görebileceğiz. Bu durum hiç sürdürülebilir değil, nasıl yapacağız bilmiyorum.
Avrupa’daki kanamayı bir şekilde durdurmamız lazım. İskandinav ülkeleri bizim için önemli, geçtiğimiz yıl bu pazarlardan 800 bin civarı kişi ağırladık. Bu yıl bu pazarlarda yüzde 50 civarı daralma var. Bizim orta vadede önemli gördüğümüz bir diğer alan da geçtiğimiz yıl 500 bin civarı ziyaretçi ağırladığımız Doğu Avrupa pazarı. Buralarda da yüzde 60 civarı kayıp var.‘’
Kaybı yeni pazarlarla kapatmanın gerçekçi olup olmadığını sorduğumuz Döngel, sorumuzu şu şekilde yanıtladı:
''Yeni pazar arayışları gerçekçi, ama yeni pazarların bu yıl kaybı kapatması mümkün değil. Bize 2015 yılında 100 bin civarında İranlı turist geldi. Bu sayı ikiye katlansa artı 100 bin kişi yapar. Az önce bahsettiğimiz kaybı bu pazarlarla nasıl kapatacağız? Geçtiğimiz aylarda iki pazarda artış yaşadık: Ukrayna ve İsrail. Bu pazarlarda bu yıl yüzde 60-70 civarında artışlar var. Ancak 2015 yılında İsrail’den 100 bin, Ukrayna’dan 300 bin civarı yolcu gelmiş. Dolayısıyla bu pazarlardaki artış bu sene için hiçbir şey ifade etmiyor, ancak gelecek yıllar için önem taşıyor.’’
Yürütülen çalışmalarda bu yıl getiri beklemeden hareket edilmesi gerektiğini belirten Döngel, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
‘’Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Menderes Bey’in başlattığı tanıtım çalışmalarında da, diğer tüm çalışmalarda da bu yıl gözden çıkarılarak plan yapılmalı. 2016 yılı zaten böyle bir yıl. Ancak biz 2017, 2018 ve sonrasını kurtarmak istiyorsak bu çalışmaları şimdiden yoğun olarak yürütmeliyiz, yoksa o yılları da kaybederiz. Dolayısıyla Ukrayna, Körfez ülkeleri gibi pazarlarda çok ufak artışlar için dahi çalışma yürütmek lazım.
Bizim yapacağımız şu: Bu yıla ne kadar katkısı olup olmayacağına bakmaksızın her türlü PR çalışmasına yoğunlaşmak ve aralıksız devam etmek. Bu çalışmaların süreklileşmesi lazım. Kriz dönemlerinde bu tür önlemler almaya başlarsanız zaten olmaz. Sektör olarak 2013 yılından beri iki pazara bağımlı olmanın sıkıntılarının farkındaydık. Ancak işler yolundayken bir önlem alma ihtiyacı hissetmiyoruz. Bu krizin ders çıkarma anlamında etkisi olacaktır. Sektör olarak eksikliklerimizi gördük. Geçmişte sıkıntıları biliyor olsak da anlamıyorduk. Artık daha sağlıklı bir politikanın gerekliliğini kamu ve özel sektör olarak hepimiz biliyoruz.’’
Turizmin sadece özel sektör için değil kamu için de çok önemli olduğuna değinen Döngel, şunları söyledi:
‘’30 milyar dolarlık bir gelirden bahsediyoruz, Türkiye’nin cari açığı bu kadar, büyüklüğü düşünün.
Türkiye’nin ihracat rakamlarına baktığımızda da elimizde net döviz girişi anlamında var olan tek sektörün turizm olduğunu görüyoruz. Turizmin çarpan etkisi 2.5. Yani 7-8 milyar dolar kayıp öngörüyorsak, bunu 2.5 ile çarpmak lazım. 50’nin üstünde bağlı sektörden bahsediyoruz....
Sektörün darbe alması durumunda yaşanabilecekleri ilk defa bu kadar net gördük. Her zaman turist nasıl olsa geliyor diye bir rahatlık, özgüven vardı. Ancak bu yıl turistlerin böyle zamanlarda gelmediğini gördük. Dünya turizminin 2016 yılında yüzde 4-4.5, Avrupa turizminin ise yüzde 3-3.5 büyümesi bekleniyor. Bunun önüne çıkabilecek 4 temel faktör vardı: Terör, bölgesel çatışmalar, mülteci akını ve ekonomik durgunluk. Biz bunların hepsini bu sene yaşadık, üstüne bir de Rusya ile olduğu gibi ikili krizler eklendi. Dolayısıyla ne ders almamız gerekiyorsa, bu krizden aldık. Derslerde anlatılan örnek olaylardan birini yaşıyoruz. Krizler nasıl önlenir, reaktif davranış biçimi nasıl olmalı, neleri eksik bırakıyoruz... Tüm bu alanlarda gerekli dersleri almış olduğumuza inanmak istiyorum. Eğer aldıysak, bundan sonrası iyi olacaktır. ‘’
Bu haber 2264 defa okunmuştur.